Türk Kahvesi
قهوه · kahve
1554 yılında İstanbul’un Tahtakale semtinde iki tüccar, Halepli Hakem ile Şamlı Şems, birer kahvehane açtı. Kayıtlara geçen bu iki dükkân, dünyanın ilk kahvehanelerindendir. On beş yıl içinde İstanbul’daki kahvehane sayısının altı yüzü bulduğu söylenir. Şiir orada okundu, satranç orada oynandı, devlet işleri orada eleştirildi; öyle ki yöneticiler bu fazla konuşulan yerleri zaman zaman kapattırdı. Kahve, daha ilk yüzyılında yalnızca içecek olmaktan çıkıp bir toplumsal kurum olmuştu.
Tekniği dünyada eşsizdir: kahve süzülmez, telvesiyle yaşar. Un inceliğinde öğütülen çekirdek, cezvede soğuk suyla buluşur ve kısık ateşte yavaşça kaldırılır. Acele eden köpüğü kaybeder; köpüksüz kahve ise ikram sayılmaz. 2013 yılının Aralık ayında UNESCO, Türk kahvesi kültürünü İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesine aldı.
Peki bir sushi restoranında ne arıyor? Şunu: Japonya çayı bir yola çevirdi, biz kahveyi bir hatıra. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır deriz. İkisi de aynı inancın çocuğu: misafir ağırlamak, bir zanaattır.
Sofranız Japon olabilir; hatır buralıdır.