
Tempura Set
天ぷら · tenpura
Tempuranın hikayesi bir kelimenin yanlış anlaşılmasıyla başlar: on altıncı yüzyılda Portekizli misyonerlerin et yemedikleri günler için kullandıkları Latince quatuor tempora sözü, Japonya’da kızartmanın adı olarak kaldı. Teknik Nagasaki’den girdi, Edo’nun sokaklarında halk yemeğine dönüştü; seyyar tezgâhlarda, bambu şişlerde, ayaküstü yendi. Yangın tehlikesinden ötürü kimi dönem bina içinde pişirilmesi bile yasaktı.
Dört yüz yıl sonra aynı tekniğin çatısı altında koca bir aile yaşıyor. Tempura Set, o ailenin bizim tezgâhtaki antolojisidir: otuz iki parçada, sıcak tarafımızın seçkisi. Karidesin tatlılığı, tavuğun yumuşaklığı, somonun yağlı derinliği; hepsi aynı altın zırhın içinde, hiçbiri diğerine benzemiyor. Antolojinin tadı da budur: aynı şairin farklı şiirleri.
Kurallar bütün parçalar için aynıdır: hamur buz gibi, yağ temiz ve kaynar, süre saniyelik, servis derhal.
Sıcak sushi’ye mesafeli duranlar için bu tabak bir ikna denemesi değil, açık bir davettir. Kapıyı tempura açar; gerisini damak halleder.